14 Kasım 2014 Cuma

Kayan Yıldız...

'Ne hüzünlerle, 
                          heyecanlara 
                                                ve 
                                                        'şey'lere 
                                                                           rağmen yaptık Gövde Gösterisi'ni yaşantımız boyunca.. 

Yağmur, 
               rüzgar, 
                            şimşek 
                                           hatta fırtına müzik olur bedenime, 

tıpkı kayan yıldız da olduğu gibi sonsuzlukta.'


T.Tuna.

7 Ekim 2014 Salı

yayın bu başlığı...


yayın bu başlığı..

sokağa çıkama, okula gideme, istediğini giyeme, yediklerin de zehirli, su zaten içilemiyor, ya 'basınçlı' ya kesik, bedenler delik deşik, hava da ciğere dokunuyor.. bildiğin wonderland...

Mutsuzluk derimden daha yakın bana. 
Korkmamam gereken şeylerin varlığını kabul edip bir de üstüne kaçar olmuşum. 

Eylem...

Düştü düşüyor- satıyorum & satıyorum &sa tı yo rum & sattım- gitti gidiyor- az sonra... 

Takip edecek beyaz bir hayvanım yok, ne takip ister gönül ne arkasına bakmak...


25 Eylül 2014 Perşembe

çökertme

Kendi bildiklerimi bilmeyi severim bildim bileli kendimi.
İnandıklarımı severim, ama inandıklarımın bana oyun oynamasını, hiçde inandığımı gibi olamadığı anlayabilmeyi daha çok severim.:) 

Sanki yastık kılıfı değiştirip uykuya yatmak gibi bir his verir bana.
Kılıfı çıkartmak heyecanlıdır. 
Ama eskiyen yastıktaki sarı izleri düşünürüm. 
Yastıktaki kılıfaltı sarı leke, neyin lekesi olabilir? Neyin izidir?
Hatırlanmayan rüyaların ve saklanan geçmişin ve saklanan şimdinin...
Akan terin ve salyanın ve yaşın ve baş ağrılarının...

Kılıf değişince sanki olmamış gibi yeniden başlarsın ya. Sanki ilk kez uyuyacaksın, böyle bir huzuru ve beyaz kokusu olur kılıfın.. Taki onu da değiştirene kadar. Leke yine sana bakar yastıktan sarı sarı..  

Bazen çok duymaktan, bilmekten, bilme açlığından yoruyor.. ve biliyorum olan biten, olmayan, hayatlanan ve hayatlanmayan net, sade, biricik.. bunu yastığımın kulağına fısıldamayı severim. birde sevmediğimin, istemediğimin üstünü örtmeyi severim. 
Taki sarı lekeyi koklayana kadar. Sonra bir an gelir. yastığı değiştirirsin. Yeni depolama alını. :)) 

Düşündüklerimi yazsam, yani gerçekten gerçeklerimi..Sonra yazdıklarımı okusam, bir daha bir daha.. gerçekleri kabul etsem... 
Sistem çöker.. 
çökertmeyi severim. dansını, türküsünü, yöresini, balık ağını ve kebabını..

istanbul. 

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Trafo

Bildim bileli patlar.

Damar tıkanınca patlar.

Kömürün tozu bile patlar. Yeniden yıldız olşutu sanarsın.

İçinizden gelen kömür kokusu, dilinizdeki kömür tadı hiç bitmesin.

Çöküyoruz..Hırsınız, kötü kalbiniz, yetersizliğiniz, alansızlığınız, kendinizi bilmezliğiniz yüzünden ...Çöküyoruz... Çökelim, dibe vuralım.Ben varım... Kapatalım herşeyi.. Sıfırlayalım.Kimin ne olduğu, ne yaptığı, herşey... Hadi ne gerekiyorsa yapalım..Ol'sun, temizlensin, açığa çıksın. Yıllarca emeğimizi sömürdünüz. Haram olsun.

15 yaşında Kemal, madende nasıl çalışır? Onun çıkardığı taşıdığı kömürü kim yakabilir.  

Ne toprağın altı ne de üstü nefes almıyor, alamıyor... 

tuğçe tuna istanbul.. 14-5-14

11 Mayıs 2014 Pazar

GÖVDE GÖSTERİSİ


‐‐. ‐‐. GÖVDE GÖSTERİSİ 'GG' 

İçinde değiştiğim, dönüştüğüm, dallarım ile köküm arasında geçmişimi yansıtan, geleceğimle yüzleşen, yalanlarımı taşıyan gövdem. 
Bazen sakin ve derin.
Yanyana olup, ayrı ve tek yok olma alanım. 

Açık alanda gizlediğim, alenen gösterilmeyenim. 
Gövdesine uyuduğum, gölgesinin takip ettiği, ayakta ve hayatta kalmamı sağlayan, kabuk bağlayan, zamanla kalınlaşan, güneş yanığını içinde söndüren gövdem. 
Her şeyin geçerli olabileceği yerim.
Olan'da olmayanımı aradığım.
Bakıp dokunduğum, duyup ittiğim, küvete sıkıştırdığım, nefesini tuttuğum, isteklerinden korktuğum, koşulsuz sevdiğim, benden geriye kalan bölümüm. 

'Bedeninden uzaksan, gövdenin içi kof' diye bildiğim..
Öyle bir yer ki; çoğu zaman özendiğim. 

Cesaret bulursam utanarak inkar ettiğim halimin oyun oynadığı, düşüncelerin kolidorlarda koşturduğu, duvarlarında seslerin asılı kaldığı alanım.
Tuğçe Tuna, İstanbul 2013


14-15 Kasım 2014 
Konsept, Koreografi ve Metin: Tuğçe Tuna
Performans Sanatçıları; Özgün Akaçça, Begüm Balcıoğlu, Taner Güngör, Ahu Kınoğlu, Ezgi Künktakan, Yağmur Peşkircioğlu, Sema Semih, Tuğçe Tuna.
Müzik: Ah! Kosmos ve Vahit Tuna
Işık: Ayşe Ayter, Tuğçe Tuna
Fotoğraf: Osman N. İyem, Murat Dürüm
Proje Asistanı: Ezgi Çanaklı, Pınar Akyüz
Teknik Ekip: Dilan Yoğun, Demet Aksular
*Düşüncelerimi bedenleştiren sanatçılara, Alexandre Abellan, David Seguin, Arzu Bigat ve Lal Tuna’ya teşekkürlerimi sunarım.



17 ve 18 Mayıs 2014
Saat: 18.30
Yer: St.Pulcherie Fransız Lisesi-Beyoğlu
77 Dk. Ara yoktur.
+16
**Seyirci sayımız sınırlıdır.

Konsept, Koreografi ve Metin: TUĞÇE TUNA
RemDans Performans Kolektifi Sanatçıları;
Gizem Aksu, Erdinç Anaz, Begüm Balcıoğlu, Taner Güngör, Ezgi Künktakan, Yağmur Peşkircioğlu,
Sema Semih, Tuğçe Tuna.
Müzik: Ah! Kosmos ve Vahit Tuna
Işık: Ayşe Ayter
Video Konsept ve Uygulama:
Osman N. İyem, Tuğçe Tuna
Proje Asistanı: Ezgi Çanaklı

*Düşüncelerimi bedenleştiren sanatçılara, Alexandre Abellan, David Seguin, Arzu Bigat ve Lal Tuna’ya teşekkürlerimi sunarım.

20 Mart 2014 Perşembe

Güvercinka...

  Twitter Access Has Been Blocked In Turkey Tonight.

20.03.2014 // 23.30 pm.



Sivil Darbe..


Dar Darbe..


Ar Darbesi..


Korku Arbedesi... 


Kötülük Abidesi..

Kapatamazsın. 
Kapatmaya çalıştıkça daha çok açarsın. Tıpkı batağa batarken çırpınıp daha hızlı boğulmak gibi..korku böyle birşey demek ki...

Alenen gördüğünü görmezden gelen sivil...

                                                                   Güvercine yenilmiştir an itibariyle....

11 Mart 2014 Salı

Omurgamız ümitsiz.

Mutluluktan geçtim. Mutsuzluk kabulüm..

Sessizliğim sessizliğin.. 
Ayak seslerimiz sessiz. 
Nefesimiz sessiz. 
Duruşumuz sessiz. 
Kollarımız bacaklarımız nefessiz. 
Omurgamız sessiz. 
Dudaklarımız kilitli, aklımız başımızda değil.. Hepsi kabul bugün..

Yanyana durduk diye ısınabildik. 

Gerisi boş. 
Oda soğuk, yer sert. 

Işıklar gözlerimizi yakıyor. Gözgöze gelince, ekmeğe bakınca içim acıyor. 

Ama küçüğüm senin gözlerinde umutsuzluk, göğsünde sıkışma vardı. 

Paylaşmaya çabaladığım en zor seanslardan biriydi bu sabah ki.. 

Diren küçüğüm. Güzel günler göreceksiniz...tt



6 Mart 2014 Perşembe

Berkin

Tanımadığım, nefesini hissetmediğim, yanından geçmediğim, görmediğim ve hiç dokunmadığım halde seni seviyorum Berkin, başka elden ne gelir?

Adının anlamına baktım Berkin, Sağlam, güçlü, kuvvetli demekmiş.

Ama sen bebek gibi uyuyorsun.

14 yaşımdayken bakkala gitmeyi çok severdim, beleş sakız almak, ıvırı zıvır onlara bakmak, o bakkal kokusunu içime çekmek ve taze ekmeğin dirseğini ısırıp, gazete arası, koltuk altı eve getirmeyi severdim. Eve o ekmek gelince sanki 'gün' başlar olurdu. 
Seni bu yüzden seviyorum Berkin.

Gücün bedenini aşmış. İçimizdeki dirence dönüşmüş. Uyuduğun günleri, uyanmadığın geceleri saymışım. Belki dedim bundan seviyorum seni.

Uykunun 14. gününde her yaşı için bir gün uyudu dedim. Dinlendi. 
Rüyalarını hayal etmeye başladım.
Hadi yeter dedim.

Küçükken Elvan gazozları vardı, içinde hava kabarcıkları olan. O kabarcıkların yanaklarımda patlamasına bayılırdım, hele güneşli günlerde. Bana o anlarımı hatırlattın 40. uyku gününde.

101 gündür uyuyordun bir ara, senin uykulu halin beni daha yürekli biri haline getirdi, belki bundan sevdim seni Berkin.

Okula gidemediğin 170. gün geçtiğinde bana, içinde yaşadığım topluma öğrettiklerini düşününce de sevmiş olabilirim seni Berkin..

Sonra 180 gün oldu sen uyuyalı, o hikayeyi bilirmisin bilmem 80 günde dünyayı dolaşırlar. Sen de dolaştın dünyayı Berkin yazmadığın romanlarla..

5 ocak'da 15. yaş günün olduğunda annenin yaşlarını hissettiğim için anne olarak sevdim seni Berkin. 

Senin için fenerler, ağıtlar yakıldı. Birbirini tanımayan insanlar beraber ağladı.
Bu yüzden sevmiş olabilirim seni Berkin..
206. uyuma gününde bende tüm gün uyudum. 
Kasların nasılda zayıflamıştır. Seni dans ettirmek isterdim. Olmadı. Senin için dans ettim. Belki bir gün?! Gözlerin hareket ediyor mu rüya görürken diye düşündüm...

Yoğun bakımda olduğun 266. günde çok sessizdim içimde. Almanya'daydım. Senin yaşıtın gençlerleydim. Senin uyku nedenlerini anlattım onlara..
Sana isabet eden fişeğin çektirdiği vicdan azabının nasıl olduğunu hayal etmeye çalıştım.

O kadar acizim ki..

Ya uyanırsan. Bi uyanırsan.. İçimdeki ümitten sevdim seni Berkin. Ne yürekmiş be Berkin.

Doğa sana ve ailene güç versin.

Ağırlığın düştükçe, altından kalkılamaz bir yüke dönüşüyor Berkin..Senden öğrendiklerimiz var Berkin. Uyumanla uyandıklarımız var..


Uyanmama yardım et Berkin!

Mart 2014 tuğçe tuna

25 Ocak 2014 Cumartesi

Donmuş

Kalbim, ellerim, ayaklarım, düşüncelerim, ciğerim, gözlerim, kaşlarım donmuş... 
Geriye bi özlemim kalmış dilimde. 
Çay demlenirken, yıldızlar bulutlara yapışmış soğukdan, kar donmuş ayaklar altında. Su damlalarında gülücükler sıkışmış..Binalar dokunsan yerle bir olacak, araba lastikleri ordan oraya savruluyor. Bi kuşlara güzel hayat.
Bütün bunlar olurken ay ise kim bilir nerde? Yalnızlığa iyi geliyordu, ne bileyim sanki ışık hızıyla birşeyleri tamir ediyordu. Yazarken bile L ile N nin yerlerini hatırlamadığım için tekrar tekrar tekrar düşünüyorum. Ama ağlamadım çay içtim. Yazdığımın özünde, kendime kendimi yazdığımı anladığımdan beridir, çay daha tatlı geliyor mideme..
İnsan soğuk havada nefes alabiliyorum diye mutlu olur mu? Yada soğuktan üzülür, büzülür mü? Heyecanlanıp kendini izler mi?
Geriye bi özlemim kalmış her an yaşlanan, ıslanmadan. 

almanya-2014

23 Ocak 2014 Perşembe

...

Nasıl oluyor.. Yıldızlar anneannemden daha yakınımda buralarda...

almanya