25 Eylül 2014 Perşembe

çökertme

Kendi bildiklerimi bilmeyi severim bildim bileli kendimi.
İnandıklarımı severim, ama inandıklarımın bana oyun oynamasını, hiçde inandığımı gibi olamadığı anlayabilmeyi daha çok severim.:) 

Sanki yastık kılıfı değiştirip uykuya yatmak gibi bir his verir bana.
Kılıfı çıkartmak heyecanlıdır. 
Ama eskiyen yastıktaki sarı izleri düşünürüm. 
Yastıktaki kılıfaltı sarı leke, neyin lekesi olabilir? Neyin izidir?
Hatırlanmayan rüyaların ve saklanan geçmişin ve saklanan şimdinin...
Akan terin ve salyanın ve yaşın ve baş ağrılarının...

Kılıf değişince sanki olmamış gibi yeniden başlarsın ya. Sanki ilk kez uyuyacaksın, böyle bir huzuru ve beyaz kokusu olur kılıfın.. Taki onu da değiştirene kadar. Leke yine sana bakar yastıktan sarı sarı..  

Bazen çok duymaktan, bilmekten, bilme açlığından yoruyor.. ve biliyorum olan biten, olmayan, hayatlanan ve hayatlanmayan net, sade, biricik.. bunu yastığımın kulağına fısıldamayı severim. birde sevmediğimin, istemediğimin üstünü örtmeyi severim. 
Taki sarı lekeyi koklayana kadar. Sonra bir an gelir. yastığı değiştirirsin. Yeni depolama alını. :)) 

Düşündüklerimi yazsam, yani gerçekten gerçeklerimi..Sonra yazdıklarımı okusam, bir daha bir daha.. gerçekleri kabul etsem... 
Sistem çöker.. 
çökertmeyi severim. dansını, türküsünü, yöresini, balık ağını ve kebabını..

istanbul. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder