4 Kasım 2013 Pazartesi

...ilk kırk iyi idi...


‘ilk kırk çok iyi idi...'

Başlangıçlarım… Bırakmalarım, mutluluklarım, kaçmalarım, saklanmalarım, tutmalarım, hatırlamalarım, vazgeçmelerim, yanılmışlıklarım, ağırlığım, hafifliğim, süzülmelerim, anlarım, aşkım.. 
Sevdiklerim, terk ettiklerim-edilmişliklerim ve beraber güldüklerim.
Öğrendiklerim, öğrettiklerim, öğretmediklerim, bilmediklerim. 
İstediklerim, arzuladıklarım, direndiklerim, kırdıklarım, yükselmelerim, azalmalarım, özlemelerim, yapıştırdıklarım, hapşuruklarım ve göz yaşlarım.. 
Oluşturduklarım, dönüştürdüklerim, değiştiremediklerim biricikmiş..
Öpmelerim, dokunmalarım, sarılmalarım, itmelerim, çekmelerim, yatmalarım, uyumalarım...
Göğüs kemiğimin arkasında bir küçük odam vardır benim, anahtar deliği olmayan.
Burnumun arkasında da bir koltuğum.
Şapkam hiç olmadı kafamın üstüne, velhasıl ne zaman giyinik olduğumu tam bilemem.
Avuç içimde deniz yıldızım vardır.. Taşlarım, taş atmalarım...
Çıplaklığım...
Lodoslarım, imbatlarım, poyrazlarım. Güneşi batırmalarım ve ayı doğurmalarım.
Şehirlerim ve evlerim. Geri gelişlerim, mesafelerim...
Yalnızlıklarım.
Ağaçlarım.
Uykusuz gecelerim ve uykulu sabahlarım. Aç karnım, dolu çantam, kısa saçlarım, ayaklarım.
İsteyerek yaptıklarım, istemeden söylediklerim, yazdıklarım, sildiklerim, unuttuklarım ve hep kalbimde tuttuklarım.
Annem, babam, onlardaki ben ve kardeşlerim..
Bir.
Dansım. Hareketim. Durmuşluğum. Nefesim. Tekrarım. Bilinmezliğim.
'...Kızım...'
Bazen değişmek acı verebiliyor, kendimi sevmek, anlamak basit kalıyor. Basitliklerim, saçmalıklarım, kırınganlıklarım...
Ağaçdan yatağımda hayatımın üzerinde yatıyorum. 
Dallar taşıyor yukarı doğru bedenimi. 
Toprak canlı altımda ve gökyüzü bulutlu.
Her bir yaprağımın ayrıdır güneşi selamlaması ve yere düşme zamanlaması.
Tıpkı güneşteki patlamalar gibi parlak ve yakıcı, ışığın hücrelerimi aydınlatması. 


Tuğçe Tuna 41113