24 Mart 2015 Salı

90'ların arkadaşları...


o zamanlar arkadaşlıklarımız bugünle kıyaslanamazdı bile. Sevgimizi yaşar hissederdik...

Her çektiğimiz fotoğrafı bilirdik. Film yandımı da deniz kıyısına giderdik:) 


Kahkahamız yersiz yurtsuzdu. Göz göze gelmek ise ayrı bir zevk... 


Hiç birimiz 'profesyonel' ve 'politik olarak doğru' oynamayı-olmayı bilmiyorduk, bilmeye ihtiyaçta duymuyorduk. 


Birbirimize ayar çekerdik. Hemde nasıl.. 


Öyle buluşmalara gitmeme söz konusu olmazdı, hoş pek zaten buluşmazdık, bir araya geliverirdik, koşulsuz. 


Biri yerken diğeri bakmazdı, buna asla ama asla izin vermezdik. 


Sarılarak uyur, mum ışığında uyumak için evi yakmayı veya arkadaşın evini boyarken zehirlenmeyi, pervaneli çamaşır makinasından elektirik çarpmasını göze alırdık.

Ortaköy'ün ağaçlı yolu, Beyoğlu, evde pişen bayan semizotu ve bay ıspanak, üstüne sabah 7.45 vapuru, süreyya, asaf ve dünyayı kurtaran adam! perşembe günleri boynumuza çarşaf'ı ile atlayan Sıdıka :))


İstanbul'da dünya, biz yürüdükçe dönerdi. 


Ağlardık, gülerdik, sarılırdık, kaçardık, birşeyleri edince mutlu olur, önümüze bakardık...Müziği öyle bir dinlerdik ki, sorma gitsin.


Şimdi o zamanlardan bir isim veya yüz gelse aklıma hala aynı sıcaklık, samimiyet ve sevgi nefes alıyor kalbimde. 

Uzun lafın kısası 90' ların arkadaşları, iyi ki hayatıma dokundunuz... 

Sizi gerçekten ama tüm çıplaklığımla sevmişim...hala da seviyorum.