24 Aralık 2015 Perşembe

Parça

Canımın parçası küçüğüm. Dans büyülü, sihirli birşeydir. Ondan vaz geçme. Dansınla bedeninle insanlara, ruhlara şifa verirsin, kötüyü ve işlemeyeni dönüştürür iyi ve pembe yaparsın. 
Biliyormusun dansçılar yani 'dans olanlar' hayali kahramanlardır! Özel gizli güçleri vardır. 
Herkezin hayalini özgürlüğünü onlar simgeler. Korkuları yener dansçılar. Savaşçıdırlar ve şeker gibi kokarlar. Bulutları izlerler ve sulara yazı yazarlar. Bence sende bir dansçısın. Ne harika! 
Kolun kolumdur, elim elin. 
Uzanamadığın yere ben uzanırım, itmek istediğinde başka yollar gösteririm, taşırım seni. 
Sen dans et, dans ettir, doktoru ol hareketin. 
Hareketin matematiğine aşık olursun, eğer gözleri kapatmayı seviyorsan...
Işıl ışıl parlar, karanlığa ışık olursun. İnsan içini görebilir mi? Dansı sevenler görür biliyormusun? 

Ne zaman gelirsen gel bu kapı sana hep açıktır.

24 Mart 2015 Salı

90'ların arkadaşları...


o zamanlar arkadaşlıklarımız bugünle kıyaslanamazdı bile. Sevgimizi yaşar hissederdik...

Her çektiğimiz fotoğrafı bilirdik. Film yandımı da deniz kıyısına giderdik:) 


Kahkahamız yersiz yurtsuzdu. Göz göze gelmek ise ayrı bir zevk... 


Hiç birimiz 'profesyonel' ve 'politik olarak doğru' oynamayı-olmayı bilmiyorduk, bilmeye ihtiyaçta duymuyorduk. 


Birbirimize ayar çekerdik. Hemde nasıl.. 


Öyle buluşmalara gitmeme söz konusu olmazdı, hoş pek zaten buluşmazdık, bir araya geliverirdik, koşulsuz. 


Biri yerken diğeri bakmazdı, buna asla ama asla izin vermezdik. 


Sarılarak uyur, mum ışığında uyumak için evi yakmayı veya arkadaşın evini boyarken zehirlenmeyi, pervaneli çamaşır makinasından elektirik çarpmasını göze alırdık.

Ortaköy'ün ağaçlı yolu, Beyoğlu, evde pişen bayan semizotu ve bay ıspanak, üstüne sabah 7.45 vapuru, süreyya, asaf ve dünyayı kurtaran adam! perşembe günleri boynumuza çarşaf'ı ile atlayan Sıdıka :))


İstanbul'da dünya, biz yürüdükçe dönerdi. 


Ağlardık, gülerdik, sarılırdık, kaçardık, birşeyleri edince mutlu olur, önümüze bakardık...Müziği öyle bir dinlerdik ki, sorma gitsin.


Şimdi o zamanlardan bir isim veya yüz gelse aklıma hala aynı sıcaklık, samimiyet ve sevgi nefes alıyor kalbimde. 

Uzun lafın kısası 90' ların arkadaşları, iyi ki hayatıma dokundunuz... 

Sizi gerçekten ama tüm çıplaklığımla sevmişim...hala da seviyorum. 

14 Şubat 2015 Cumartesi

öz de can


Özgecan, sana ne oldu hatırlıyormusun?
Ne mi oldu?

Öldürdüler seni Özgecan....önce vurmuş, sonra ellerini kesmiş, sonra da yok etmek için yakmaya kalkışmışlar. Sen direnmişsin... Senden çok korkmuşlar, akıllarını kaçırmışlar. Özdecan..

Boğazım düğümlendi, son birkaç gündür nefes içeri girmiyor, dışarı çıkmıyor.. Acın yüzümü derinden kesti, bir çizgi daha ekledi..Mutsuzluk normalleşti avuçiçi çizgilerimde...Öz de can...

Aklıma ne geldi, anneannem tam da bugün vefat etmişti bir sene önce. Şimdi onun enerjisi seni sarmalar Özdecan. 
Öz de can... sarmalamıştır bile ben yazmadan. 


Kadın'ı korkutup, doğuştan taşıdığı bir 'suça' alıştırmaya çalışıyorlar ya Öz de can... 
Kadın olmak suç' demiş biri, geriside içten içe kabul etmiş. Ne yapsın 'güvence' olsun. Her ay yatan maaşı gibi..ben kabul etmeyeceğim Özdecan.

Suçu beyninde yaratır ve kabul edersen 'esirsin' artık. Köle ruh...
Yaratılan ortam, güçlü olup, sözde kontrol ettikleri, ortamları bu oldu işte. 
Hayatımızda, okullarımızda, işimizde, evlerimizde, mutfağımızda, yatağımızda, bağlarımızda, bahçelerimizde. İçimizi, berektimizi, yaratıcılığımızı kuruttular kendi korkularıyla. Ben korkmuyorum Özdecan. Korkmamayı seçiyorum.
Kadın olduğum için suçlu değilim. 'Tek suçumuz kadın olmak' kelimesini, fikrini, etiketini de KESİNLİKLE kabul etmiyorum...Kim-ler koyuyorsa bu etiketi kaldırsın-lar, kim ağızına alıyorsa ağız dolusu yutsun öyle değilmi özdecan. Nehirde su iyi gelmiştir.Suyun sesi sana iyi gelmiştir. Doğa seni kucaklamıştır...

Bedeninden bu kadar uzak olan bir toplumun yansımasıdır bu. Beden felsefesi olmayan, kendi bedeninde varolamayan,kendi bedenini yaşayamayan sıkışmış ruhlar kalabalığı..Sakil, sığ, taklitçi, yapmacık, kibirli ve cahil.


Işıkla, akışla, aşk'la kal 
Öz de can...Öz de, can kal. 

7 Ocak 2015 Çarşamba

skin

'It is melting down, like snow under the sun.'
It's not problem for me to fell or watch my self in the water.
I have been thinking.

It will float down, like leaf goes down from the tree...But I'm the tree. I used to watch my self, falling down..
My skin is white, but not my mind...
I go down, to reach the sun... tt..

07 January 2015